Büyük Bulgar sanatçı Filip Kutev, ulusal kültürümüzün önemli sembollerinden, besteleri ise klasik olarak kabul edilmiş olup, bıraktığı müzik mirası dünyada tanınır olmanın coşkusunu yaşıyor.
Aytos'ta doğan Kutev, önce Sofya Müzik Okulu, ardından Sofya Devlet Konservatuarı'ndan mezun olur. 1935-39 döneminde Sofya'da askeri okullarda çalışır ve aktif olarak beste yapar. 40’lı yıllarda hayatının en önemli çalışmasına dönüşen ve nesiller boyu şarkıcı, besteci ve müzisyenler yetiştiren bir okul haline gelen Devlet Folkor Topluluğunu kurmaya karar verir. Topluluk, bu ölçekte ve koro, orkestra ve dans formasyonunu birleştiren ilk profesyonel grup olur ve aynı model üzerinden ülke çapında topluluklar kurulur. Filip Kutev, başlangıçta bizzat ekibi en baştan seçer ve eğitir, üç formasyon için de zengin bir repertuvar yaratır, birlikte Avrupa, Asya ve Amerika'da izleyicileri fethederler. 1963 ABD turnesi sırasında New York Times gazetesinin yorumu manidardır. "Orfe'nin şu anda Bulgaristan'ın bulunduğu bölgede doğduğu bir efsane var. Kızları hala orada şarkı söylüyorsa, efsaneden öte bir gerçek gibi görünüyor,” diye yazıyor gazete. Ünlü sanatçının kızı, aynı zamanda müzikolog ve “Filip Kutev” Topluluğu yöneticisi Elena Kuteva şöyle diyor:
“Bir müzisyen ve halk figürü olarak çalışmalarında hep aydınlıkçıydı. Bulgar Besteciler Birliği'nde yönetimi yanı sıra uzun zaman başkanlık yaptı. Eski meslektaşları, o dönemde avangardistlerin hiçbir şekilde "halkın düşmanı" olarak takip edilmesine izin vermediğini anlatıyor. Onun çabaları sayesinde, Bulgar bestecilerinin yaratıcılığını yaygınlaştırmak için festivaller yapılıyor, inisiyatifiyle Koprivştitsa'da halk sanatı fuarları ve Aytos'ta “Slaveevi Noşti” (Bülbül Geceleri) düzenleniyor. Yine onun çabalarıyla, 1951'de topluluğun kurulmasına ilişkin kararname çıkıyor. 1956'da topluluk, “Demir Perde”yi aşan ilk kuruluş oluyor ve İngiliz, Fransız, Belçika basınlarında yer alıyor. Hepsi, Filip Kutev'in başarısıdır.”
Elena Kuteva, babasın geride bıraktığı öğütleri de bizimle paylaşıyor:
Tüm Kutev ailesinin yaşam ve mesleklerinin geleneklere bağlı olduğu iyi bilinmektedir.
Çeviri: Ayser Ali
Sanatçı lakabı MONA olan Simona Petrova, çok genç olmakla birlikte doğduğu Küstendil kasabasında kendinden emin olmayan bir kız çocuğu olarak girdiği sanat dünyasında uzun bir yol katetmiş bulunuyor . Günümüzde birçok müzik yarışması ve foruma..
Dimitar Lazarov – DE FUEGO için müziğin mi yoksa dansın mı ön planda olduğunu söylemek zor. Yazdığı besteler her zaman dinleyenlere pozitif enerji ve sıcak duygular verir. DE FUEGO’nun “Burgaz ve Deniz” festivalinde tanıtımını yaptığı “Deniz..
28 ve 29 Ağustos tarihlerinde “Aziz Alexander Nevski” m eydanı bir kez daha gökyüzü altında büyük bir konser salonuna dönüşecek. Bulgar operasının divası Sonya Yoncheva , iki gün sürecek “Sofya’da Gala” festivalinin kuşaklar, kültürler..