21 Kasım’da Bulgar Ortodoks Kilisesi “Vıvedenie Bogorodiçno” yani Meryem Ana Gününü kutluyor. Bu bayram hem Ortodoks, hem Katoliklerin kutladığı en saygın 12 bayramdan biridir. Ortodoks geleneklerine göre, “Vıvedenie Bogorodiçno” yani Meryem Ana Günü, gelen kışın ve Noel Yortusu kutlamalarını müjdeler. Bugün yortu nedeniyle tüm kiliselerde ailelerin katılımıyla özel ayinler düzenlenir. Bugünde yapılan dualar sırasında genel günah çıkarma adeti yerine getiriliyor. Böylece Hristiyanlar, kötülüklerle mücadele etmek için yeni güce sahip olacak. Bulgar Ortodoks Kilisesi Yüksek Şurasının 1929 yılındaki kararıyla bugün 21 Kasım Hristiyan Ailesi ve Ortodoks Ruhban Okulları Öğrencilerinin Bayramı olarak kabul ediliyor. Halk inanışlarına göre bu bayramda Bulgarlar gelecek yıla dair hava tahminlerinde bulunuyor. Gün sıcak ve güneşli ise, kış soğuk ve çetin, yazın ise kuraklık olacak. Yağmur veya kar yağarsa, yaz ayları yağmurlu, verim ise bereketli olacak.
Çok eski kaynaklara göre, Meryem Ana daha 3 yaşındayken kiliseye girdiğini rivayet eder. Kiliseye ayak bastığı gün Kilise tarafından Kutsal Hristiyan Ailesi Günü olarak beyan edilir. İlahiyat uzmanı Prof. İvan Jelev, bu günün çocuklar üzerinde odaklandığını, ancak 1944 yılından sonra Kilisenin çocuklarla çalışmasına ve eğitmesine izin verilmemiş, bu hakkı elinden alınmış.
Böylece bu gün sadece “Hristiyan ailesi” günü olarak anılmış. Çocukları kiliseye ve Tanrı sevgisine yönlendiren ailedir. “Bu görevinin farkında olmayanlara çok yazık” diyen Prof. Jelev, öğretmenlerin, eğitmenlerin, din adamlarının katkılarının aile eğitiminin yerini almadığını sözlerine ekledi.
Prof. İvan Jelev’e göre, kiliselere bağlı Pazar okulları, din kursları ve açık sohbetlerin “ilgi uyandırdığı gibi, çok yararlı oluyor”, fakat bu faaliyetler bütün kiliselerde yapılmıyor. Son yıllarda geleneklerin yenilenmesi, ayin ve dini bayramlarda kiliseye gitmek, dini nikahlar kıymak ve çocukları vaftiz etmek eğilimi gözleniyor. Dini çevreler ve değerlerin aşılanmasından oldukça memnun.
Çeviri: Sevda Dükkancı
İnsanı en güzel bir surette yaratan ve yarattıklarının en şereflisi makamına oturtan Cenâb-ı Allah, onun üstünlük ve zayıflıklarını da bilmektedir. İnsanın üstün vasıflarını korumak, eksik taraflarını tamamlamak ve yanlış yola gitmesninin önünü almak..
İslâm dini yeryüzüne çöken karanlığı yarıp insanlığa muhtaç olduğu aydınlığı göndermediği dönemde dünyaya gelerek melekleri ve insanları sevindiren nurlu yetim Hazreti Muhammed (s.a.s.), önce babadan, sonra da anadan yetim kalınca dedesinin himayesinde..
İslâm dini, her insanı belirli hak ve sorumluluklar taşıyan bir şahsiyet olarak kabul eder. Her şeyin sahibi olan ve Mâlikü’l-mülk ismini taşıyan bütün mülkün mutlak sahibi Cenâb-ı Allah, mahlûktın en şereflisi olarak yarattığı insana mülkü üzerinde..