Koronavirüsle mücadelede oluşturulan Ulusal Eylem Masası tarafından koruyucu önlem olarak D vitamini tüketilmesi tavsiyesi verildikten sonra eczanelerde D vitamini talebi arttı. Böylece üç D olarak bilinen mesafe, dezenfeksyon ve disipline bir D daha eklendi.
Bu arada beslenme uzmanı prof. Donka Baykova bu vitaminin aşırı dozda alınmasının riskli olabileceğine dair uyardı.
"D" vitamini ne zaman ve nasıl alınmalı? Aşırı doz riskleri nedir?
Bu soruların cevaplarını prof. Baykova ile konuşan Ayşe Lyatif'in röportajından aktarıyoruz.
"Benim tavsiyem aile doktoru veya eczacıya danışmadan eczaneden satın alınan ilaçların, farklı ürünlerin ve katkı maddelerinin uygulanma talimatının okunması yönündedir. Günlük dozun aşılmaması gerekir. Yetişkinlerde ve çocuklarda günlük D vitamini alımı 15-20 mikrogram, bebeklerde ise 10 mikrogram olmakta. Bu miktarı uluslararası birim sistemine göre dönüştürmek için 40'a çarpmamız gerekir. En yaşlı insanların vücudunun, güneşe maruz kalındığında bile D vitamini üretme imkanı azaldığı için onlar için günlük doz, 800 uluslararası birim kadardır. 75 yaş üstü insanlarda D vitamini eksikliği riski büyüktür. Ülkemizde insanların büyük bir bölümü, belkide yarısında D vitamini eskikliği var. Dolayısıyla özellikle güneş ışınlarının kıt olduğu kış mevsiminde D vitamini alımını tabletler veya damla şeklinde artırmakta fayda var" diyen prof. Baykova, bunun uzmana danışmak şartı ile yapılması gerektiğine de dikkat çekti.
Beslenme uzmanı, D vitamini gereksiniminin tüketlen gıda maddelerinden temin edilmesinin de mümkün olduğunu belirtti.
"Mantar, D vitamini içeren az sayıdaki gıda maddelerinden biri. 300'den çok faydalı madde içeren mantarları bu dönemde menüye dahil edilmesi gerekir. Her gün tüketilen yiyeceklerde D vitamini cüzi miktarda bulunduğu için somon, uskumru, tuna ve ringa gibi daha yağlı olan balıkların yenmesinde yarar var. D vitamini ayrıca yumurta sarısı ve süt ürünlerinde de bulunur".
Sonbaharda yaygın olan virüslerden korunmak ve bağışıklık direncini artırmak için çok kısıtlayıcı rejimler yapmamak gerekir, dedi prof. Baykova.
"Bilindiği üzere ve tıbbi delillerle desteklendiği üzere düşük kalorili beslenme rejimi ve günde 800 ile 1200 kilokalori arasında değişen kalori alımı, bağışıklık sisteminin çökmesi riskini getirir. Bu durum virüs enfeksiyonları ve koronavirüs için insanın vücuduna hücümetmek için fırsat oluşturur."
Sonbahar ve kış mevsiminde değişik renkten bitkisel gıdalar da bağışıklığı güçlendirir. Renk verici maddelerin güçlü antioksidan etkisi var. Soframızda her gün yeşil, turuncu, kırmızı ve mor renkte meyve ve sebzelerin bulunmasını sağlamak lazım. Üstelik bu mevsimde ülkemizde yetişen sebze ve meyvelerin bolluğu ve renk cümbüşü göz kamaştırıyor.
Virüs ve bakteriel enfeksiyonlarına karşı koruyucu gıda maddesi olan bal ve bal ürünlerini de unutmamak gerekir.
Günde en az 300 gr yoğurt tüketmek ve ekşimiği de sofradan eksik etmemekte fayda var.
Yine de bir çeşit rahatsızlığımız olursa sıcak tavuk çorbası içmek çok yerinde olur. Farklı türlerden aminoasit içeren tavuk eti, bağışıklığı ve vücudun enfeksiyonlarla mücadele gücünü artırır.
Sofya’da Phenomena adlı bilim ve sanat arasındaki ilişkiye adanan ilk müze açıldı.Müze alanında, eğitimde disiplinler arası yaklaşım sunan STEAM modeli bilimsel keşifler, teknolojiler, mühendislikler sergilendi. 500 metrekarelik alanda 100’ün..
Ruse belediyesine bağlı Hotantsa köyünde “Svetlina-1928” Halk Okuma Evi, “Hotantsa sarması” yemek-folklor festivaline ev sahipliği yapıyor. 1 Ekim’de köy merkezinde düzenlenecek festival saat 11:00’da başlayacak. Festival programında en lezzetli..
Sofya’da “Az, az. Kiril ve Metodiy” Milli Kütüphanesi’nin arkasındaki Doktor Bahçesi’nde “karanlık” ve eğlence hakim. Bu sene 2 Kasım’a kadar devam edecek Halloween bayramına adanan ürkütücü, ancak cazibeli bir alana dönüştürülen bahçede pazar, sokak..