İnsan doğduğunda kendisine yakınları bir ad verir. Zamanla insan adıyla tanınır, bununla birlite insan adını ilmek ilmek örer, nam yapar. Adın, insan üzerinde ve karakterinin gelişmesinde de tesirli olduğu birçok ilim adamı tarafından tespit edilmiştir.
İslâm, insanın adına önem vermiştir. Müslümanın, Allah’ın birliğini ifade eden tevhit inancına münasip ve güzel anlamlar taşıyan ada sahip olması gerektiğini son peygamber Hazreti Muhammed hem sözleri hem de uygulamarıyla ortaya koymuştur. Daha yedinci gününde çocuğun ad sahibi olmasını, Abdullah ve Abdurrahman gibi Allah’a izafe edilen isimlerin tercihe lâyık olduklarını ifade eden de o olmuştur.
Müslümanlar, çocuklarının adını koyarken ezanla koyarlar ki, çocuk büyüdükçe istikametini şaşırmasın. Zira kıyamet kopup insanlar yeniden diriltilince yine aynı isimleriyle çağrılacaklarını bildiren de ilâhî mesaja mazhar olmuş Hazreti Muhammed’dir.
Adımızın ne önemi var? Adımız ne olmalı? Hangi adları koymalıyız? Hangi adlar koymaktan uzak durmalıyız? Kötü anlamlı bir adımız varsa, ne yapabiliriz? Çocuklarımıza Muhammed adını verebilir miyiz? gibi sorular gündemimizdedir.
Deliorman’da “Bırak şu nekesi...” dediklerini bazı büyüklerimizden duyardım. Bu ifadenin ne demek olduğunu tam anlamadığım hâşde olumsuz bir anlam taşıdığını fark etmiştim. Aslında “nekes”in Farsçadaki “nâ-kes” kelimesinden geldiğini ve harfıyen tercüme..
Muharrem ayını genelde Aşure Günü veya aşure yemeği ile özdeşleştiririz. Oysa Muharrem ayı sadece Aşure değil, Aşure ise sadece bir yemek değil... Mâh-ı Muharrem geldi mi bir taraftan Müslümanlar mâtem havasına girer. Çünkü Muharrem ayı Kerbelâ’da..
Bilindiği üzere Bulgaristan Başmüftülüğü idaresinde bölge müftülükleri, her bölgede yaz günleri Kur’ân kursu düzenlemektedir. Genellikle Temmuz ve Ağustos aylarında düzenlenen ve aslında sadece Kur’ân öğretme kursu olmayıp temel İslâmî bilgileri..