Camiler, Allah'ın adını anmak, zikrullah için yapılan kutsal mekânlardır. Bu ibadethanelerin aslı fonksiyonları inananlar tarafından kılınan namazlar ve Kur'ân-ı Kerim ayetlerinin okunmasıyla yerine getirilmektedir. Ancak Allah'ı zikretmek sadece bu kadarla sınırlı değildir. Mesela, Allah’ın ilim sahibi olduğu anlamına gelen "Alım" sıfatının bir tecellisi olarak ilim mütalaa etmek, öğrenmek ve öğretmek de bir nevi Allah'ı zikirdir.
Genel olarak İslâm medeniyeti ve bilhassa Türk kültürüne baktığımızda Medine'de teşekkül eden cami modelinin gelişerek günümüze kadar yaşatıldığı görülmektedir. Bu bağlamda camilerin içinde hemen hemen her zaman eğitim faaliyetleri yürütülmüş, bazı camilerde ise etraflarında şekillenen medrese, mektep, dersiye ve kütüphaneli külliyelerde bu vazife görülmüştür.
Camilerdeki ilim ve eğitim hizmetleri muallim, müderris ve dersim adı verilen eğitim görevlileri tarafından yapılarak Müslümanların ilimle ünsiyetleri oluşturulmuş, imamları güçlendirilmiş, ibadet ve günlük hayatlarına daha derin bir anlam katılmıştır.
İslâm dini, insan dünya ve ahiret saadeti ve huzuru, özellikle de ölümden sonra başlayan ve sonsuz bir hayat olan ahirette kurtuluş, güzel bir hayat ve yüce makamlar sağlamaktadır. Bunun gerçekleştirebilecek imkânları Allah Teâlâ insana sunmaktadır. Ama..
İslâm dini, insana faydalı olan birçok şey gibi, ateşi de nimet olarak ele almaktadır. Çünkü ateş sayesinde insan ısınmaktadır, yemeğini pişirmektedir ve karanlıktan aydınlığa kavuşmaktadır. Böyle önemli bir nimet olan ateşi Kur’ân-ı Kerim..
Kur’ân-ı Kerim’de kendisinden söz edilen ve hatta ismini taşıyan bir sure bulunan önemli ve gizemli bir şahsiyet vardır. Lokman adını taşıyan ve hakkında neredeyse bilgi bulunmayan bu şahsiyet, Kur’ân-ı Kerim’in 31. suresi olan 34 ayetlik Lokman..